Zaman ancak armutları olgunlaştırır.(N.F.K)

6/11/2009 - ÜLKÜ'YE MEKTUP

Kategori: siyaset
Hani diyor ya Müslüm baba "benim meselem derin mesele".Biz de böyle dedik çıktık yola ellerimzde dikenli güllerle.Gül kimi zaman bir güzel oldu vurdu bizi taaa ciğerimizden, kimi zaman sen oldun yüreğimizinden vurdun.Bz hiçbir zaman seni sigara dumanları altında, içki sofralarında, haram lezzetlerin içinde aramadık.

      Biz seni ne biliyim işte eski bir camide, Nasrullah'ta, etrafa ışık saçan nurlu evlerde, bir namaz sonrası en temiz dualarda, soğuk ve rutubetli öğrenci evlerinde, Mekke'de, Medine'de, Kudüs'te, Dımeşk'de, Bağdat'ta, Horasan'da, Tiflis'te, Bakü'de, Bişkek'de, kısacası Nizam-ı Alem'de aradık.
   
        Haklısın bazen seni kaybettik kalbimizde.Seni kaybedince herşeyimiz kayboldu da biz bilmedik.Yenik düştü nefsimiz bazen dünyaya ama Rahman'a sığınıyoruz gözyaşlarımızla.

     Dünya dedi ki:"Sizler yenileceksiniz bana". Doğrudur arkamızda ne büyük abilerimiz ne de maddi gücümüz var.Aklıma kim geldi bak:Hacı Kemal Erimez.Biz de onlar gibi Muhsin Başkan'lar gibi yüreğimizi, elimizde ne varsa koyamazsak dünyaya birer yem olup gideriz.

      Neyse Ülkü'm cesaretsiz gönlümü alıp şiirler okumaya başlayayım tekrar.Tekrar dalayım sohbetlere, gerçekleşecek olan sevdama.Haydi Ülkü'm yüreği yiğit olan tüm yiğitlerin selamı var sana.Selamünaleyküm...
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/7/2009 - OTOGAR'DAN

Kategori: siyaset
Sigara dumanının sis gibi çöktüğü bir internet kafe. Otobüs bekleyen, zaman öldüren insanlar...Sıcağın bunalttığı, çaresizliğin vurduğu, gözleri bilgisayar ekranlarına mıhlanmış insanlar. Esmer tenlisi, beyaz tenlisi, benim gibi kaprilisi, gömleklisi...Kısaca memleketimin insanları işte. Nerde miyim? Esenler Garında ismini cismini bilmediğim bir internet kafesindeyim. Otobüsümü bekliyorum ve düşüncelerimi kurcalıyorum. Yol boyunca aklıma takılan, beni kimi zaman sevindiren kimi zaman üzen bir isim ile karşı karşıyayım: Muhsin Yazıcıoğlu.Reis'i düşünmeden edemiyorum uzun ve rahatsız otobüs yolculuklarında.O kurtulsa idi o helikopter kazasından acaba durumlar şimdi nasıl olurdu? 
    Yok yok hemen Ak Parti düşmanlığı yapıp hükümeti felan kötülemeyeceğim. Seçimden önce bazı arkadaşlara derdim oyunuzu Büyük Birlik Partisi'ne verin diye ama kimse fazla ciddiye almaz ya da Partimizi küçük görürdü.Ama o üzücü kazadan sonra bazılarının aklı başına gelmiş heralde Muhsin Başkan'a olan sevgi büyüdü...Sorum şu? Eğer o kazadan Muhsin Başkan sağ sağlim kurtulsaydı sevgi gösterileri, üzülenler acaba bi daha ki seçimlerde Muhsin Başkan'a oy verir miydi? Yoksa o muhalefet partisi(MHP)ne mi oylarını verirlerdi? Nasıl olsa o parti daha büyük daha mafyalaşmış daha içkici daha çok karı-kız peşinde....Al sana Nefsine uygun bir parti.Neyse sustum.
               Otogarın ağırlığı, keyifsizliği, huzursuzluğu üstümde.Gelip geçen insanlardan biri de ben oluyum değil mi?
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/12/2008 - İNSANLARIN BİR DÜNYA GÖRÜŞÜNE İHTİYACI VAR

Kategori: siyaset
SEYYİD AHMET ARVASİ HOCANIN YAZISIDIR. RAHMETLE ANIYORUZ..

 Bu ihtiyaç, o kadar köklüdür ki, İslam dünyasında «bir tefekkür tarihi» ve bütün dünyada ise koskoca «bir felsefe tarihi» doğmuş bulunmaktadır. Tarih ve günümüzdeki gerçekler bize gösteriyor ki, insanlar, araştırmak, düşünmek, inanmak zorundadırlar.

Bu ihtiyaç alem-şumuldür. Hiç kimse, uzun müddet şüphede, kararsızlıkta, boşlukta duramaz. İyi - kötü, doğru - yanlış herkes birşeylere inanır, geniş veya dqr herkesin bir «dünya görüşü» vardır.

İlmi felsefeden ayrı olarak varlık, bilgi ve irade problemleri üzerinde çalışan, insan ve «insanötesi» üzerinde, toptan bir tefekküre ulaşmak isteyen «bütüncü» bir zihin çabasına «genel felsefe» diyoruz. Bugüne kadar gelen «felsefe tarihi» ve İslam'da, felsefi akımlar karşısında görüşlerini ortaya koyan «ilm-i kelam», daha çok bu türden zihni çalışmaları yansıtmaktadır.

Genel felsefe, yalnız bilgi dallarındaki gelişmelerin ışığında, bir dehanın zekası ile çağın seviyesine uygun genel bir senteze ve sisteme ulaşmaya çalışmaz, bir bakıma «insan bilgisinin ilmini» yapmaya çalışır.

Günümüzde, ilimlerin çok fazla çeşitlenmesi, ihtisas alanlarının daralması bu sentezi başarmak hususunda insan zekasına büyük güçlükler getirmekle beraber, zor olsun, kolay olsun, bu işin başarılması konusundaki çalışmalar devam edecektir ve etmektedir. Çünkü, bu durum, böyle bir senteze ulaşma ihtiyacını azaltmak yerine daha da çoğaltmış bulunmaktadır.

İnsan fert ve grupları, içten bağlanacakları ve kendilerini mutlu kılacak «bir inanç ve dünya görüşü» istemektedirler. Bütün zaman ve mekanların insanı bu ihtiyaçla kıvranmaktadır. Bugünün insanını düşünmekten alakoymak için kurulan tuzaklar, (çılgınca danslar, delice müzikler, arenaya döndürülen stadlar, kumar, fuhuş ve uyuşturucu madde evleri...) herşeye rağmen «düşünen ve inanan insanı» henüz tamamen yıkamadı, yok edemedi.

«İlmi felsefe» ile, olaylara ve varlıklara, bizzat olayların ve varlıkların «objektif verilen» ve ilişkileri ile yaklaşmak, yorum yapmak ve objelerin dili ile düşünmek esas alındığını halde, «genel felsefe» ile bilgi ve varlığın, insan idrakinde ve varlığında «senteze» ulaşması ve bütün varlık tezahürlerinin, belli bir sistem içinde «insanda seyredilmesi esastır. Böyle bir lefekkür, insanın kendi varlığını, bürün varlık tezahürlerine «ayna yapması» ile doğar.

Varlık aleminde, büyük küçük, canlı cansız her varlık, bir radyo vericisi gibi «kendi dili ile» yayın yapar, kendi verileri ile adeta kendini anlatır. İnsanoğlu ise, idrakini ve zekasını bir «anten» gibi kainata germiş olup bu varlık tezahürlerinden gelen verileri toplamakta, bunları kendi diline tercüme ederek yorumlamaktadır. Bu idrak ve yorumların sayısı da «idrak edicinin» idrak ve zekasına göre çeşitlenmekte ve çoğalmakta...

Bir tarafta, bütün tezahürleri ile varlık, öte tarafta insanın zeka ve idraki bulunmaktadır. Kısacası, «insan» ve «insanötesi» ikilisinden «bütüncü» bir bilgi ve yoruma ulaşma çabasına isterseniz «felsefe», isterseniz «tefekkür» diyebilirsiniz. İnsan, kainatın ve bütün varlık tezahürlerinin «gözlemcisi», insandan gayri herşey de «insanötesi»dir.

Bütün bunlardan sonra bilinmelidir ki «vahyin» ve «tevhid»in nurundan mahrum bir akıl, böyle bir sentezi kurmada daima başarısız kaldı. 
                                                                                          SEYYİD  AHMET ARVASİ
kaynak:http://arvasi.otukenim.net/modules.php?name=News&file=article&sid=8
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/12/2008 - KRİZ TELLALIĞI VE DUYARLILIĞIMIZ

Kategori: siyaset


            Bugünlerde bir kriz tellallığıdır gidiyor...Önüne gelen siyasetci kesiliyor ya da ekonomist.Bizim halkımız bu konularda çok bilgilidir(!) çünkü onlar krizin en kötülerini görmüş, geçirmiş kişilerdir.Ama bu kriz daha başka gibi geliyor bana.O eski krizlere hiç benzemiyor!.Normalde fiyatlar fırlamalı, millet köpürmeliydi...Kriz tellallığına gelelim şimdi.
         Bazı liderlerimiz(!) krizin ülkemizi vurduğunu ve çok zararlı olacağını söyleyip duruyor.Tamam olaya toz penbe bakmamalıyız ama bardağın dolu tarafıyla bakmaya deneyelim.İmdi kaleleri yıkalım ve tarafsız kalmaya çalışalım.Bu krizin yurt dışındaki etkileri daha bariz bir şekilde ortaya çıkmıştır ve büyük şirketleri yıkmaya başlamıştır.Aslında bu kriz bizim için daha iyi bir fırsattır.Şimdilerde bazı otomobil şirketleri bir araba alana bir araba bedava veriyor.Tabii milletimiz kapitalizme sıkıca sarılmasaydı ve günlük hayatı çok sevmeselerdi bugün çok iyi bir fırsat ele geçirmiş olacaktı.Ev fiyatları düşmekte, araba fiyatları inmekte ama temel gıda malzemeleri tavan yapmakta.Ama anlamıyorum niye bazı liderlerimiz illa ki kriz ülkemizde diye bağırdığını anlamıyorum.Miilete moral vermek varken niye moralleri bozuyorsunuz?Kapitalizm açık vermekte ama bu açığı bir çukur haline getirmek niye?Kara çukur!Sırf oy almak uğruna niye kalkışılır ki kriz tellallığı yapmaya.Hani devlet için herşeyi yapardık?Çıkar çatışmalarımız devlet çıkarlarına ters düşmemeli...
       Velhasıl, dikkatli davranama vaktidir şimdi.Aslında bu olaya başka taraflardan da bakabiliriz.Eğer kriz kendini hissettirmeseydi halkımız kapitalizm denen o illet çukura daha çok kanıp harcamaları arttıracak ve israf daha çok olacaktı.Bu durum bize şunu gösterdi; harcamaları ve israfı kısın yoksa.....Yoksası size kalmış.
                                                                                                    Ramazan ÖZTÜRK
Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/12/2008 - SARMAŞIK DUYGULAR İÇİMİ SARDI

Kategori: edebiyat
Velhasıl geldim yine bilgisayarın karşısına.Düşüncelerimi aktarmaya, anlatmaya çalışan bir hiç olarak  sesleneceğim size ki zaten sesleniyorum.Kulaklığımda Sezai Karakoç şiiri "Ey sevgili"...
Bizi esirgeyen ve bağışlayan Rabbin adıyla...
Bir bayram günü daha karşınızdayım işte.Kalıplaşmış duygulardan kurtulalım ve biraz açılım getirelim düşüncelerimizin üstüne.Ne yazacağımı bilmiyorum ve heceliyorum artık.Bir köpeğin havlaması gibi düşünün sözcüklerimi ve bir kulağınızdan çıksın gitsin.
Hadi gelin size bir Üsrad'dan bahsedeyim:SEZAİ KARAKOÇ....
Size Sezai Karakoç'un hayat hikayesini yazmayacağım çünkü internetten rahatlıkla bulursunuz.Ama bu isim anıldığı zaman aklınıza hemen Mona Roza gelir  ki oldukça güzel hatta mükemmel bir şiirdir.Düşünün 19 yaşında bu şiiri yazıyor Üstad ve kaç yıldır aşk çilesi çekenlerin tesellisi.Kırık Kalplerin dayanak noktası...Aslında Mona için uzun bir tahlil yapmak isterdim ama o başka bir yazı meselesi.
         Ama Sezai Karakoç Mona Roza dan ibaret bir şair değildir ve bunu söylemek ahmaklıktır.Eminim -ki ben de dahil- çoğumuz Hiçnir kitabını okumamışızdır bu büyük yazarın.Hadi gelin ve şu dizelere bir selam çakın.:

Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı

Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum

Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın

Ben yaşamıyor gibi yaşamıyor gibi yaşıyorum

Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum ...


Üstad biz de kurşun gibi taşımaya çalışıyoruz ama bilmiyoruz nasıl ve neyi taşıdığımızı.Belki kalbimizdeki bir kin, nefret? Düşünmek bile istemiyorum.
Ve sizi Üstada havale edip kırık kalplere gidiyorum.
Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda
Verilmemiş hesapların korkusuyla
Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim
Af dilemeye geldim affa layık olmasam da
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili
Uzatma dünya sürgünümü benim

Yorum (0) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

yürek bıkar herşeyden rahatlamak ister biraz sonra alırız elimize kağıt kalem yaz yaz yaz. şimdi tam zamanı yaz yaz yaz. gönlünü koyuver gitsin...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv

Kategoriler

  • edebiyat
  • siyaset
  • Arkadaşlarım

    albatros1666
    blueanger
    kirikkalplerkulubu